Bir anne olarak bu senaryoya pek de yabancı sayılmazsınız: Yakın bir arkadaşınızla buluşuyorsunuz, çocuklarınız bir güzel oyun oynuyor, her şey güzel giderken birdenbire olaylar tersine dönüyor. Ya oyuncağı paylaşamıyorlar ya da kırıyorlar. Siz de elinizdeki çay fincanını sinirle bir kenara bırakıp yanlarına koşuyorsunuz. Ama kabul edin ki böyle durumlarda onunla doğru iletişime geçemezsiniz.
Hepimiz farklı ruh halleri içinde olabiliriz ve gün içinde bile hızla değişim gösteririz. Kendimizi dünyanın tepesindeymiş gibi hissederken ruh halimiz aniden değişir. Çocuklar için de aynı şey geçerli! Büyüdükçe hayatlarına eklenen karışıklık ve değişikliklerle başa çıkabilmeleri için hazırlanmış paket program stratejiler yok ne yazık ki! Kendi başlarının çaresine bakmayı öğrenmek zorundalar. Ama her zaman istediğini alamıyor. Bunu da anlaması gerekiyor değil mi? İstediği olmayınca kızgın, üzgün olması ya da kıskançlık hissetmesi sürpriz bir durum değil anlayacağınız. Her çocuk gibi sizin ki de her istediğinin olamayacağını bir süre sonra anlayacaktır.
Üzüntüyle Başa Çıkmak
"Paylaşmak kızım Gül için bir problem olmaya devam ediyor. Çoğu yaşıtı bunu aşmaya çalışırken, o hala kendi oyuncağı bir yana, arkadaşının oyuncağını dahi başkasına vermek istemiyor. Ortam anında bir savaş alanına dönüşüyor. Geri vermesini söylediğimdeyse, sadece çığlık atıyor."
Şehnaz Çakır, 3 yaşındaki Pınar'ın annesi.
Şehnaz Hanım bunun zor olduğunu kabul ediyor. Tabii paylaşmayı sevmeyen çocuğun bir tek onunki olmadığını da çok iyi biliyor. Bütün çocuklar bir şeyler isteyeceklerinde ve bununla başa çıkabilecekleri kelimeleri bulamadıklarında öfke nöbeti yaşar. Şikayetlerini üzüntü ve öfkeyle dile getirmek yerine konuşma becerisini kullanarak dile getiren çok az çocuk var herhalde. Bebekler farklı duyguları yaşamaz. Onlar sadece rahat ya da rahatsızdır. Duyguları deneyim etmek, anlaşılan kelimeler kullanmaktan ve ne hissettiğinizi ifade etmekten geçer. Çocuklarsa, onlar için duyguların ve konuşmanın çok yeni ve karmaşık olduğu bu dönemde tabii ki zorlanıyor.
"Ne hissettiğini söylemeye çalışmak Aslı'yı çok asabi yapıyordu. Bir kelimeye takılıp kalıyor, eliyle kafasına vuruyordu."
Banu Çelik, 4 yaşındaki Aslı'nın annesi.
Ancak konuşarak ona yardım edebilirsiniz. Bazı çalışmalara göre anneler erkek çocuklara oranla kız çocuklarıyla daha çok konuşuyor. Dolayısıyla davranış bozukluğu sergileyenler de daha çok erkek çocuklar oluyor.
Yarın: Kıskançlık, Kırmızı Alarm Durumları
Kasım 2009
sayı:17